Bilecik ilinin Pazaryeri ilçesine bağlı bir Köydür.
Tarihi :İlçenin güney batısında ilçeye 7 km. uzaklıkta 493 nüfuslu evlernini ve sokaklarının temizliği ile dikkat çeken bir köydür. Kınık Köyü Bulgaristan'dan göç eden soydaşlarımız tarafından kurulmuştur. Köyün toprak yapısının uygunluğu ve köy halkının geçmişte Bulgaristan'dan getirdiği seramikçilik sanatının gelişmesine yol açmış, zamanla köye halkı bir şöhret kazandırmıştır. Usta ellerde yoğurulan ve şekillenen toprağın genç kızların el emeği ve göz nuruyla süsledikleri vazolar, biblolar, testiler v.b. birer sanat eseri güzelliğindedir. Köyde birbirinden farklı stilleri olan 60-70 adet atölye vardır. Kınık Köyünün eski adı "Otanlı" olan şirin bir köydür. Pazaryeri Kınık sapağına gelince "Kınık Çömlekçilik Araştırma Geliştirme ve Uygulama Köyü", "Kınık Toprak El Sanatları 1 km" tabelaları ile karışılaşırsınız. Kınık Köyü'ne Bursa yolu ile ulaşmak da mümkündür. Bu yol daha uzundur ve hayli yükseklerden dolaştığı için kış ve bahar aylarında tipik dağ köylerinin nostaljik hava değişimine tanık olursunuz. Köye girişte, Kınık seramikçiliğinin uygulanabildiği her iki tarafı rengarenk köy evlerinden oluşan dar ve uzun bir sokak karşılar bizi. Her evin sokağa bakan yüzünde genellikle o evde üretilen seramik türlerinin sergilendiği bir vitrin pencere yer alır. Ne yazık ki, gün geçtikçe bu geleneği uygulayan evler, ya da "ocaklar" azalmaktadır. Bu pembe mavi badanalı köy evleri, taşıdıkları seramik fırınları nedeniyle "ocak" diye anılır. Ocak evlerinin konuksever sahipleri, eskimeye yüz tutmuş doğal ahşap kapılarını size büyük bir zevkle açarlar ve gururla korumaya çalıştıkları seramik fırınları ile kendi ailelerince üretilmiş eski "kınıkları" gösterirler. 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar tenha olan köye 93 savaşı diye anılan 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında Bulgarista'nın Dobruca, Rezgard, Şumnu yörelerinden yurdumuza gelen aileler yerleşmeye başlamıştır. Kınık'ta ilk seramiği başlatan Şakir Ağa'nın torunu Halil Türk ise kendi ailesinin yüzyıllar önce Konya Karaman'dan Trabzon Beşikdüzü'ne sürgün edildiğini anlatmaktadır. Orada 11 yıl kadar kalıp bu kez Bulgaristan'a sürgün ediliyorlar. Daha sonra yerleştikleri Silistire'nin Bezirgan köyünde, ata mesleği olan seramiğe, kendi değimleri ile çömlekçiliğe başlıyorlar. Türkiye'ye göç ediyor Şakir Ağa, eşi ve bir oğlu ile. O güne kadar ürettiği seramiğin form ve desenini en iyi şekilde uygulayabileceği toprağı arama çabası içinde varını yoğunu tüketmeyi göze alıyor. Hatta beraberinde getirdiği torna tezgahının çeşitli yerlerinde sakladığı ve yeniden üretime geçinceye kadar ailesinin geçindirmeyi umduğu altınları tümüyle harcayıp zor günler yaşıyor. Istanbul'da 7 yıl kaldıktan sonra, uygun toprağı bulamadığı için Bursa'ya oradan İnegöl'e geçiyor. Ancak buralarda da kendi tekniğini uygulamakta başaralı olamadığı için Kınık'a geliyor ve aradığı toprağı buluyor. Ne var ki Şakir Ağa bu yolda servetini tümüyle yitirmiş. Büyük bir gayretle yeniden üretime başlayıp Adana'ya, Erzurum'a kadar yurdun her yerine sandıklar dolusu mal gönderir. Köyden bir genci yanına alıp yetiştirir. Ancak Ocak sırrını kimseye açıklamaması için tembihlemesine rağmen, çırağı bu sırları çevreye açıkladığından, bütün köy halkı seramikçiliğe başlar, her ev bir seramik atölyesine dönüşür. Kınık ve çevresinin sarı renkteki demir oksit bileşimli toprağı son derece kalitelidir. Bu toprak pişince kırmızı renge dönüşüyor. Önceleri, günlerce elle yoğurulmuş seramik hamuru. Kınık seramiği her dönemde tophane seramiğine yakın bir yoğunlukta, sertlikte ve gözeneksiz görünümündedir. Eski fırınları rafsız yığma türünden. Şu anda, en iyi seramik sırı 1000 C derecede elde ediliyor, 1000 C aşıldığı zaman, topraktaki demir oksitler nedeniyle kararmalar oluşuyor. Antik çağlardan günümüze taşıdığı naif çekiciliği içinde Kınık seramik geleneği korunup yaşamak için sanat kaygı ve tutkusunu taşıyan kişi ve kuruluşların ilgisini bekliyor. Teknolojinin ilerlemesi ile Kınık Köyü' nde daha modern koşullarda üretimlere devam edilmektedir. Üretimler daha çok mutfağa hitap etmekte ve güveç, balık tavaları (kiremit), Sütlaç / Yoğurt kaseleri piyasanın talebi üzerine raflarda yerini almaktadır.
Kültür :İlçenin güney batısında ilçeye 9 km. uzaklıkta 493 nüfuslu evlerinin ve sokaklarının temizliği ile dikkat çeken bir köydür. Kınık Köyü yaklaşık 100-150 sene önce Bulgaristan'dan göç eden soydaşlarımız tarafından kurulmuştur. Köyün toprak yapısının uygunluğu ve köy halkının geçmişte Bulgaristan'dan getirdiği seramikçilik sanatının gelişmesine yol açmış , zamanla köye haklı bir şöhret kazandırmıştır. Usta ellerde yoğrulan ve şekillenen toprağın genç kızların el emeği ve göz nuruyla süsledikleri vazolar, biblolar, testiler vb.. birer sanat eseri güzelliğindedir. Köy birbirinden farklı stilleri olan 60-70 adet seramik ocağı vardır. Köy halkı gayet sıcak kanlı ve misafir severdir. Bu misafir perverliklerini her yıl Temmuz ayının ilk hafta sonunda Çömlekçilik Şenliği düzenleyerek devam ettirmekte, Yaptıkları Kınık Ürünleri sergilenmektedirler. Şenliğe ülkenin çeşitli yerlerinden seramikçiler de katılmaktadır. Ayrıca Kınık Köyü Çömlekçilik ve El Sanatları Derneği' nin girişimleri ile de Üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültelerinde okuyan öğrenciler için yaz stajı niteliğinde Çömlekçilik Eğitimi düzenlenmektedir. Katılımlar Üniversiteler aracılığı ile sağlanmakta olup konaklama ve yiyecek içecek dernek tarafından belirlenen ve kar amacı gütmeyen bir ücretle sağlanmaktadır. Bu sayede öğrenciler köydeki ustaların bilgi ve becerilerinden faydalanmakta ve ustalara da kendi bilgilerini aktarmaktadırlar.



